Nasıl mutlu olursun önce çekmeden çile
İnsan toplamak ister, bir gün ektiklerini
Yıllarca çekmemiştir Mecnun Leyla’dan bile
Seni seven kalbimin senden çektiklerini.
Sen kalbimde dururken, ben de kalbine dolsam
Samanyolu’nda sana, doğru giden bir yolsam
Büyük bir roman olur eğer yazacak olsam
Seni seven kalbimin senden çektiklerini.
Yıllar yılı aşkından kalbim demirden akkor
Bu hasretlik sancısı belki ölümden de zor
Başka birine değil, gel sen bir de bana sor
Seni seven kalbimin senden çektiklerini.
O güzel sözlerini her zaman duyabilsem
Sen bana tescillenip, yıllarca doyabilsem
Buradan Çin’e varır, yan yana koyabilsem
Seni seven kalbimin senden çektiklerini.
Haberdar olmalısın ilim, fenden ve dinden
Her zaman uzakta ol; öfke, nefret ve kinden
Amerika çekmedi Usame Bin Ladin’den
Seni seven kalbimin senden çektiklerini.
Kelime bütünlüğü yok. Şiirin sonu çok kötü bağlanmış. Siyasi düşünceler girmiş şiirin içine. Ama şiir aşk şiiri. Başka bi konunun işlenmemesi gerektiğini düşünüyorum. Sanki şiiri şiir olsun diye yazmışsınız gibi geldi bana. Gerçekçi olmak gerekirse; kişisel görüşümce; pek beğenemedim. Paylaşımınız için teşekkür ediyorum. Daa iiyi şiirler yazmanız dileğiyle.....
uzaklardasın meleğim hemde çok uzaklarda
son nefesini verdin yüreğimin en kuytularında
yoksun bitanem yoksun artık kollarımda
son oyunlarını oynadın zihnimin odalarında
sevmek kadar gururlu bir duyguyu mahfettin
senin için ölen bu yüreği saf zannettin
sen aşkın sevginin kıymetini bilemedin
uçtun bebeğim uzaklara kanatlarını kirlettin
bir hata yaptın, bana maal ettin
yıktın geçmişini üzerime, kabulenir zannettin
kadehlerin ve şişelerin sebebi sensin
sen sadece kendini değil beni de mahfettin
Kürşat Alper Acar
Sevgili Kürşat Alper, bu şiirinden ve diğer şiirlerinden anladığıma göre daha yolun başında bir şair adayısın. Yukarıda benim şiirimi tenkit edecek kadar usta bir kalem değilsin. Tenkitin yanısıra bir de bana daha güzel şiirler yaz diyecek kadar ukalalık ve küstahlık da yapmışsın. Senin daha yolun başında olduğunu bu şiirinden anladım. 3 kıtalık bir şiirde tabii şiir denirse iki kere zannettin, iki kere de mahfettin kelimesini kullanmışsın. Sen daha şiirde kafiyenin ve redifin ne olduğundan haberin yok. Birinci kıtada uzak, kuytu, kol, oda kelimelerinde kafiye diye bir şey yok. Sonlarındaki ekler rediftir sadece ses benzeşmesi yapmışsın. Hece kalıbın ve durağın yok. Yani bir ortaokul talebesinin yazabileceği türden bir şiir. Benim şiirimde konu bütünlüğü yok demişsin. Tamamen konu bütünlüğü var. Şiirde 3 mısralar 4. mısraları tamamlıyor. 5 kıtayı incele hepsinde de 3.mısralar 4. mısrayla entegredir. Şair burada sevgilisinden çektiklerini örneklerle vurgulayarak anlatıyor. Siyasetle ne alakası var. İkiz kulelerin Useme Bin Ladin tarafından yıkılmasından sonra Amerikanın çektiklerini şair senden çektiklerimin yanında nedir ki diyor. Sen buna siyaset diyorsun. Ama ben bunu senin çocukluğuna ve gençliğine veriyorum. Ben 11 kitap yayınlamış bir adamım. Türkiye'nin önde gelen hece şairlerinden biri sayılıyorum. Ama sen laf olsun, torba dolsun kabilinden bir şeyler karalamışsın. Zaten bundan 3 , 5 sene sonra bu yazdıklarını sen de beğenmeyeceksin. Hele bu yazdığı eleştiri demiyorum tenkitten dolayı ne kadar haksız olduğunu o zaman anlayacaksın. Sevgili genç şair bilemediğin konularda bana özel de yazabilirsin. Sana yardımcı olurum. İstikbal vaat ediyorsun. Çok oku az yaz, yazdıklarını bir defterde topla zamanla göreceksin ilk yazdıklarını gerçekten beğenmeyeceksin. Tekamül edebilmen için çok okumalısın. Büyük şairleri incele onların şiirlerini oku. Okumuş olmak için değil, hece hece incele, teknik olarak incele. Mutlaka başaracaksın. Ama kimseye daha iyi şiir yaz diyecek kadar da ukalalık ve küstahlık yapma. Sevgilerimle. (Şükrü Öksüz)
Öncelikle kırıcı olduğum için özür dilerim. Laflarımın bu kadar dokundurucu ve zedeleyici olacağını tahmin etmemiştim. Beni eleştirmeniz hoşuma gitti. Ki eliştirildikçe güzel şeyler çıkar ortaya. Şiirin tekniğinden çok bahsettiniz. Evet ben o hece ölçülerinde şiirler de yazdım. 10'lu hece ölçüsünü tutan 4 mısralık şiirim oldu. Duygu ve anlam bütünlüğü de vardı. Yalnız bir şey var ki. Tekniği çok fazla önemsemek. Şirdeki duygusallığı bitirdiğine inanıyorum... Ki her şair de bu hece ölçüsüne uymuyor. Redif ve kafiye için de aynı şeyler geçerli. ben acemi bir şair olduğumu biliyorum. 200 e yakın şiirlerim oldu bir günde 40 adet yazdığımı hatırlıyorum bu o anki o dönemki duygusallıktan kaynaklanan birşeydi. belki bir kelimeyi birden fazla kullanmış olabilirim ancak o şiiri okuduğunuzda benim nasıl bir duygu hali içinde olduğumu umarım anlamışsınızdır. ve ince mesajlar içeren şiirlerim vardır. Zaten önemli olan da okuyucuya bir duygu hissettirmesi onu bir okuyuşta uzaklara götürebilmesi değil midir ki? biraz müzikten örnek vermek istiyorum. ben beste yapıyorum. Ne zaman besteyi beste olsun diye yapmaya çalışsam o andan itibaren o beste hiçbir işe yaramıyor. bir duygu ifade etmiyor. ancak o ilhamla birlikte o duyguyla birlikte o anda dilimden çıkan kelimeleri hiçbir değişikliğe uğratmadan kağıda döküp müzikalitesini oluşturuyorum. Çok ta güzel oluyor....