|
ÖYLE KADIN VAR Kİ !
Öyle kadın var ki, er’in sınavı,
Çoğu kaybetmiştir; sınıfta kalıp.
Öyle kadın var ki, er onun avı,
Düşürür tuzağa; aklını alıp.
Öyle kadın var ki, yârine eştir,
Bir bütünün diğer yarımıdır tam!
İçerden ısıtan başka güneştir,
Oldurur insanı, onsuz erkek ham!
Öyle kadın var ki, bitmez hiç nazı,
Yeteri anlamaz, kararı bilmez.
Çoğuna amenna, istemez azı,
İnadı tutarsa, asla eğilmez.
Öyle kadın var ki, gösterir rıza,
Gayriyi düşünür, bencillik etmez!
Kanaat ederek katlanır aza,
İktisat olmazsa bilir ki yetmez!
Öyle kadın var ki, boya badana,
Yolma, dolma, sarma; takısı süsü.
Keyfine bakar da, bakmaz kadana,
Kendini beğenir, barışmaz küsü.
Öyle kadın var ki, sade mi sade,
Güzelim huyları onun ziyneti!
Hayatı kibirsiz, hep alelade,
İnsanı mest eder, eşsiz tıyneti!
Öyle kadın var ki, hazırdır fendi,
Dinlemez efendi, kurar tuzağı.
İstisnalar hariç, erkeği yendi,
Fark etmez yakını veya uzağı.
Öyle kadın var ki, anadır, candır,
Öyle hanımdır ki, başlara taçtır!
Evladına hami, damarda kandır,
Ahvalden pek anlar derde ilaçtır!
Öyle kadın var ki, gözleri çeker,
Rapteder bedene, yapışır durur.
Tohumu yüreğe serperek eker,
Dışını gösterip, içerden vurur.
Öyle kadın var ki, şefkatle bakar,
Sevgi uyandıran, hayır meleği!
Çıkarcı değildir, daim fedakâr,
Kalpleri fetheder, derin dileği!
Öyle kadın var ki, serapa eda,
Masrafı çoksa da, bedava sever.
Raks ederek yürür, aşkadır feda,
Saçını savurur, sakızı gever.
Öyle kadın var ki, en çok çalışan,
Yuvayı evirip, çevirip kuran!
Eşinin evine çabuk alışan,
Adına sure var; bahseder Kur’an!
Öyle kadın var ki, bilir muhtacı,
Etkilemediği nerdeyse yoktur.
Tatlı olmayanı, acı mı acı,
Diliyle darp eder, kirpiği oktur
Öyle kadın var ki, edep timsali,
Ana, hala, teyze, abla, bacı!
Yetiştirdikleri, bunun misali,
Enbiya, evliya işin ayracı!
Öyle kadın var ki, çarşı mimarı,
Tahsili kaldırım, alışveriş, park.
İnsan inşasında, etkin imarı,
Dolabı döndürür, dişlilerle çark.
Öyle kadın var ki, insan ustası,
Evlat yetiştirir, buradadır fark.
Doğurup büyütmek, açık kıstası,
Anneler cennete edilmez mi gark?
M. Fatih KAHRAMAN
|